Radyo

http://www.flatcast.info/Player.aspx?sid=1242542


Ölü Bedenler Caddesi

Aklım karıştı bugün ölü bendenler caddesinde,

Aklım bugün çok karıştı karşıdan karşıya geçen, nefessiz bedenlerin gerçekliğinde.

Bir karamsar koca şehirdi belki de, karaladığım herşeyin altında imzam yine.

Kocaman bir lekeydi sigaramın sönüşleri,

Büsbüyük dumanların dilsizliğinde, birazcık semboller geldi üzerime.

Her gelen göz, yüzüme öyle çarptı ki elinin tersi ile,

Kanattı kızılını etimle, çürürmüş gibi söylenen şarkıların

Ölü bendenler caddesinde.

( Buğra Batuhan Berah )


Rüzgar Feneri – Yaradılış 1.Bölüm Yakında


Ne Tatlısın Sen

Ne Tatlısın Sen

Ne tatlısın sen,

Sanki her yanımı yağmur bırakıp geçtin üzerimden.

Geçerken de bir koca çamur fırlattın, toprağındaki su birikintisinden.

Kısa bir sahne vardı aklımda,

Aklım ya zaten kısaydı,

Ya da senli zaman hatırlayacağım en güzel rüyaydı, daha uyumamışken.

Daha çok sarf edeceğim söz vardı,

Mesela senden yeteri kadar konu açılmamıştı.

Sırayı şaşmaktan değil bu bahsedişler,

Sadece vakit daha vardı.

Ne tatlısın sen,

Bir sandalyenin en güzel portresine şahit oldum

Bir masaya düşecek en güzel gölgeydi mesela yüzün,

Ben hep altında kayboldum.

Bir sahil meyhanesi havasıydı, gitmek için planlanan yerler.

İçilecek birkaç kadeh,

Parmakla derecelendirilecek kadar yeterliydi, teninde.

Ne tatlısın sen,

( Buğra Batuhan Berah )


‘Overview’ Fotoğraf Çalışmam !

!FOTOĞRAFLARI TAM BOY GÖREBİLMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN!

 

 

 

 

 

 

Fotoğraflar : Buğra Batuhan Berah

 

 


Hadi Gel Üstüme! ( Şiir Gibi )

hadi gel üstüme,

üstümü başımı yırt ve çıkar avuçlarını bedenimden

sensiz kaldığım zamana

sensiz aldığım zamanlar ne acıdır bilirmisin,mavi tarafında

beyazını söyliyeli ne kadar oldu,sahilinden gideli

oysa aşk…

çokta inandırıcıydı başımı omuzuna devirdiğim,

otobüs köşesi koltuklarda.

 

kaçma,gözlerime bak ve uzunca kal

up uzun diz beni iplerinin ucuna.

ucumu yakki sayende alev alayım,

alevlerim her an soluksuz sana…

ve başımdan sona dök nefesini,

dudağının kokusunu saç

hayal eden olacaksa,

kokuna çarpıp kırılsınlar ve uykusuzluğumu gel al sayende

sayen sen kadar güzel bu satırların içerisinde…

 

üstüme başıma damlattım yine herşeyimi,

herşeyin kadar beyaz olmayı becerirken,

sessizliğime bıraktım,sessiz kaldım dudaklarım dokunurken

yazdıklarım ve parmak uçlarım,

yine biz kadar yakındılar.

yine senle ben kadar gecenin yıldız kayan yansımaları.

 

seni sevdiğimi söylemek,

seni çok sevmek

sanki hepsi birer yetinmezlikten kaçan doğrular,sen konusunda dürüstçe dikilmek

yetmez mi yetecek kadar

büyümez mi sonsuzluğum

seni seviyorum demeye çok alışan

senin sevmelerini sessizce duyan…

dokunmak sana, başka ne bu kadar olur ki güzel avuçlarım arasında

avuçlarıma dokunan son kadının,ilkmiş olması aslında.

 

ilk sen kadar güzel satırların hicazında,

hicazıda bırakalım geldiğim sokakların ucundaki gözleri yollarındalığımda,

biraz daha melodi ver sol yanıma zaten,

sen olmaktan başka bir şansım kalmadı kokunda.

( Buğra Batuhan Berah )


Rüzgar Feneri – Yaradılış Bölüm 1

Rüzgar Feneri

Yazan : Buğra Batuhan Berah

Yaradılış Bölüm 1

 

Sessizdi herşey,herşey olabilecek kadar atılmış, dışlanmıştı cennetten. Biraz zaman istemişti kendi hükmüne,hükmü çoktan karanlıklara karışmıştı. Bir kıyı vakti dizeleri sararken gelgitlerinden, bulduğu arda kalan sesi,  suslara sarmıştı turkuaz, kendi tuzundan kalan mevsim izinden. Şimdi neyin sırasıydı ve gelen bu an, diğerlerlerinden ne kadar farklıydı ? Ara sıra sorardı, ten üzerine. Üstü başı birileri kokakar, anlık gülümsemelerden sonra bir zamanlar beyaz olanınıda atıp, siyahlarını açardı. Vardır her yaradılışın bir hikayesi, ya nefes nefese bir an sonucudur, yada iniltilerin arasına sıkılmış kasık sürtünmelerinin uykusu. Bir uykudan kaldırılış, o saatlerin sonunda tüm devrilen iç çekişlerinin, elin tersinin karışan bedeninin huzurunda. Yüzüne vuracak rüzgarın pencere ardı sahtında, müdafa edemezsin o kuytuyu,üstelik geceymiş gibi yaptığındada tüm aydınlık, damlayıverirsin baştan ayak parmaklarının ucuna. Avuçların avucunda topraklar vardır,söz vermek istersin sonsuza kadar olacağına, ölüm seni tanımaya çalışana kadar ait olacağın sayfalara. Bir rüzgar feneri, sert kayaların kıyı olduğu bir coğrafyanın, en güzel gün batımından doğumuna şahit, mevsimlerin sırtında bir lodos haritası belkide, alargada kalanlara yoldaş ufuklarda. Sonrasında yenilmeye alışacak zaferlerler seyir edecek en keyifli ahşapsın belkide. Kısa düşlerin uzun metraj tavırları gibi, uykuya daldığında seni saracak en güzel battaniye sıcaklığı gecenin kanter mesafesinde. Bir masa, bir masa verin sahilin üzerine. Eski olsun kırık dökük olsun, ayakta durabilmeyi bacak arasına saplanan şevhet ve açlıkla bulsun. Eşlik edecek karşı sandalyesinde, bir sohbet verin, düz yazı olmadan konuşulsun.  Ara sıra susulsun,o zamanda dudakların eli dolu olsun. Üşüdüğünde kalkıp taş ardı bir eve koşulsun, sanılmasın bir kayık fakir azdır, koca yelkenler yanında. O yelkenler uzanırken boylu boyunca, o azlıklar candır, canını taşımaya.Şimdi biraz izin versin bana, bir lahitin önüne çökmek ve akıldan gelen seslerin lisanında unutubilmek ister dilim, yüzsüz soğun ürperten mevsiminde dizlerim. Üzerimdeki griliğin sebesizliğinde, soluma sapla tüm sivrini, çıkar. Korkma elini boyayacak kırmızıda sen kokmakta, çıkar ve çıkanın gözlerine bak, ne kadarda sen gibi bakmakta. Ellerinin rengini değiştiren benim kanım, içinde beni yaşatan sen kırmızısı. Sür yüzüme göğüsüme,vaftizin şaraptan daha açık olsun, kuruduğunda daha koyu gözeneklerimde. İbadetim tabu olsun, senden bağnaz dualarım içinde.

Kutsallığın ile yaradıldı, ciğerleri nefes ile ayrılırken birbirinden, hıçkırıkları ve feryatları bu yüzden yankılandı. Ölümsüz olanın, hayatı tanıması. Adını bile sen sayesinde saklamayı anlayacak, sen kokan yaradılışı…12.11.2011 ( Devam Edecek )


Çizgi Roman Olsam

 Çizgi roman olsam, atardım kendi çizgilerimi bir başıma.

Çiniye falanda gerek olmazdı hani,

hani kalır ardımla yanında,

çizerdim senide sayfalarıma.

Alışırdım bir a4 topraklı hayata,

dilediğim gibi yazardım öyküyü o zaman.

Melsela dilediğim gibi sarardım,

son eskizin ortasında…

Buğra Batuhan Berah

 

 

 


Bir Ara Bende Sandım Kendimi Gemi

Yazmaya başladığım herşey sebep oldu aralığına, aralığım yankılanırken söylediklerim adına. Sahip çıkacaklarım sendin yanı başımda.

Yorgundu deniz, uzağında bıraktığı birkaç damla tuzla, haddinden fazla tatlıydı.